U20'nin unutulmaz olayları! Tarihçe...
20 Haziran 2013 Perşembe
Sporx.com
Yaz aylarında ülkemizde düzenlenecek olan U-20 Dünya Kupası, geçmişte birçok yıldızı tanıttı.  
U20'nin unutulmaz olayları! Tarihçe...

Yaz aylarında ülkemizde düzenlenecek olan U-20 Dünya Kupası, geçmişte birçok yıldızı tanıttı. Olimpiyat adaylığı ve Avrupa Şampiyonası adaylığımız için bir hazırlık turnuvası olarak görülse de U-20 Dünya Kupası, küresel futbol açısından çok önemli bir organizasyon. Hatta Ümit Milli takımlarla ilgili organizasyonlardan bile daha ileride.

Çünkü U21 takımlarında oynayan oyuncuların çoğu, zaten kendi takımlarında da oynamaya başlamış oyuncular. Ama mevzu U20 Dünya Kupası'na geldiğinde rezerv takımdan yeni çıkan ve A takıma hazırlanan oyunculardan bahsediyoruz.

Hem oyuncu menajerleri hem takımların gözlemcileri hem de teknik direktörler için keşfedilmemiş maden cevheri hüviyetinde olan bu oyuncular, bir anlamda gençlik radarlarının en tombul noktaları. Yetenekli ve yıldız adayı futbolcular, bu turnuvada kendilerini gösterdiklerinde bir manada diğer takımlarında radarlarında yüksek ses çıkmasına neden oluyorlar.

İşte yaz aylarında 7 farklı şehrimizde düzenlenecek olan bu turnuva, küresel futbol için bu kadar önemli bir mecra. Geçmişte milli takımlarımız da U20 turnuvasına katılmış ve gelecekte yıldız olarak göreceğimiz bu turnuvalarda kendilerine göstermişlerdi. Peki geçmişte U20 Dünya Kupası'nda parlayan ve futbol tarihine damga vuran isimler arasında kimler var?

İlk Yıllar

1930'dan beri düzenlenen Dünya Kupası futbolseverleri ve futbol heyecanını tatmin ediyordu ama bu işin bir de gençlik tarafı olması gerekiyordu. Çünkü insanlar birkaç turnuva sonra kimleri podyumda görebileceklerini öğrenmek istiyordu.

Bu güdüyle yola çıkan FIFA da U20 Dünya Kupası adı altında bir turnuva yapılacağını ünlü haber ajanslarına basın bürosu yoluyla geçmişti. İlk turnuva 1977'de düzenlenecekti ama organizasyonun yapılacağı yer insanlara biraz garip gelmişti. Çünkü dünya futbolunda pek de söz sahibi olmayan Tunus'ta yapılacaktı. Ama Tunus bu işin üstesinden geldi ve dünya futboluna ileriki yıllarda Sovyetler Birliği formasıyla çok şey katacak olan Vladimir Bessenov'u tanıttı.

Ama turnuvanın asıl tanıtımı Arjantin'in 10 numarası ile yapılacaktı. İleriki yıllarda hem başarılarıyla hem de Gececi Arif tarzı yaşamıyla manşetlerden düşmeyecek olan Diego Armando Maradona, futbolseverlere ilk olarak Avustralya'daki U20 Dünya Kupası vasıtasıyla hediye edilecekti.

Özellikle Sovyetler Birliği'ne karşı oynanan final maçındaki performansı, Avrupa kulüplerinin radarına girmesini kolaylaştırmıştı. Maradona aynı zamanda Turnuva'nın Altın Oyuncusu Ödülü'nün de sahibi olmuştu.

Takvimler iki sene ileriye gittikten sonra turnuva da Afrika ve Asya'dan sonra Okyanusya Kıtası'na gidecekti. Avustralya'da düzenlenen turnuva, Maradona'nın iki sene önceki performansıyla tanıtılmış olsa da Enzo Francescoli ve Jorge Burruchaga gibi iki isim daha futbol tiyatrosuna armağan ediliyordu.

Şimdilerde Eurosport'un Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası yorumcusu olan Francescoli, daha kendi ülkesi Uruguay'da bile tanınmamışken bu turnuva sayesinde bir anda dünyanın takip ettiği oyuncular arasına girdi. Daha sonra milli takımda Maradona'ya eşlik edecek olan Burruchaga da selefinin yolundan ilerlediğini gösteriyordu. Ama bu iki isme rağmen turnuvanın en değerli oyuncusu Romen oyuncu Romulus Gabor ve şampiyonu Batı Almanya olacaktı.

Güney Amerika'nın Hükümranlığı

U20 Dünya Kupası'nın kısa tarihi göstermişti ki bu turnuvaya Avrupa disipliniyle yetişen oyunculardan çok Güney Amerika'nın özgürlüğüyle oynayan çocuklar  hükmedecekti. Zaman zaman istisnalar olsa da bu gelenek günümüze kadar pek değişmedi. 1983'te turnuvanın ev sahibi Meksika olurken kıtadaşı Brezilya turnuvaya damga vuracaktı. Hem gol kralı hem de turnuvanın en önemli yıldızı olan Geovanni, Deportivo'da parlayacak olan Bebeto ve daha sonra Brezilya'nın da başına geçecek olan Dunga, turnuvada yer alan önemli Brezilyalılar idi.

Turnuvanın diğer önemli simaları ise ileriki yıllarda futbol iklimini ve oyun tarzını değiştirecek olan Marco Van Basten, yine Hollanda'dan John Silooy ve Fil
Dişi Sahilleri'nden Yusuf Fofana'ydı. İlk defa Avrupa'ya gelen organizasyonun bu seferki ev sahibi Sovyetler Birliği oluyordu. Ama turnuva Avrupa'da olsa da gülen yine Brezilya oluyordu. Turnuvanın en çok öne çıkan isimleri ise Brezilya'dan Müller, Bulgaristan'dan Krasimir Balakov ve Fenerbahçe'de de bir dönem forma giymiş olan Emil Kostadinov ile Kolombiya'dan Rene Higuita. 87'de ise turnuva hükümdar kıtaya geri dönüyor ve Şili'de düzenleniyordu ama bu sefer de şampiyon Avrupa'dan çıkıyordu. İkinci ve üçüncü de siyasal sebeplerden iki parça olan Batı ve Doğu Almanya oluyordu.

Kolombiya ile birlikte ülkemize gelmesini beklediğimiz Oscar Cordoba ve Amerika Birleşik Devletleri'nden Kasey Keller, turnuvada en çok öne çıkan kalecilerdi. Fakat turnuvaya damga vuran oyuncular şampiyon Yugoslavya'dan çıkıyordu. Şampiyon takımın kadrosunda şu isimlerin bulunduğunu söylememiz yeterli olacaktır sanırım: Zvonimir Boban, Branko Brnovic, Robert Jarni, Predrag Mijatovic, Kayserispor'u çalıştıran Robert Prosinecki, Igor Stimac ve Avrupa futbolunun en bitirici golcülerinden Davor Suker. Batı Almanya forma giymiş olan Matthias Sammer'i de unutup geçmeyelim.

İlginç Bir Ev Sahibi Tercihi

FIFA'nın iklimi nedeniyle zenginliğine rağmen ev sahibi olarak düşünmediği ülkelerden olan Suudi Arabistan'ın 1989 turnuvası için seçilmesi herkesi şaşırtmıştı. Özellikle stadyum ve çim kalitesi nedeniyle kuşku duyulan Suudi Arabistan'daki organizasyon, kuşkulara rağmen çok önemli yıldız adaylarına ev sahipliği yaptı. Arjantin'den şimdilerde Arda Turan'ın hocası olan Diego Simeone, Brezilya'dan Sonny Anderson ve Leonardo, Portekiz'den Fernando Couto ve Joao Pinto ile İspanya'dan Santiago Canizares, öne çıkan isimlerdi.

Altın Jenerasyonun Sahnesi

Yaşı 20-30 aralığında olanlar, Portekiz denilince altın jenerasyonu muhakkak hatırlayacaklardır. Evet 1991 şampiyonası da Portekiz'in ev sahipliğinde Portekiz'in Altın Jenerasyonu'nu sahneye çıkaracaktı. Luis Figo önderliğindeki takım hem şampiyon olacak hem de bünyesinden birçok yıldız çıkacağını müjdeleyecekti. Stoper Jorge Costa, Luis Figo, Emilio Peixe, Joao Pinto ve Fatih Terim'in Fiorentina'daki en çok inandığı isim Rui Costa, Portekiz'e şampiyonluğu getiren kadrodaydı. Turnuvadaki diğer önemli isimler ise şunlardı: Giovanni Elber (Brezilya), Andy Cole (İngiltere), İsmail Urzaiz ve Alfonso (İspanya), Trinidad Tobago'dan Dwight Yorke ve Uruguay'dan Paulo Montero.



Brezilya'dan Hat-Trick

Turnuvanın en baskın takımı Brezilya'nın üçüncü şampiyonluğunu kazandığı turnuvanın 93 versiyonu ise 81'de de ev sahipliği yapan Avustralya'da oynanmıştı. Finalde Afrika'nın gelişen yüzü Gana'yı yenen Brezilya kadrosu, yine yıldız adaylarından geçilmiyordu. Adriano, Milan'ın uzun yıllar kalesini koruyan Dida ve ülkemizde de forma giyen Marcelinho, turnuvayı ülkelerine götüren oyuncuların başlıcaları idi. Pek acı şekilde kaybettiğimiz Marc Vivien Foe, Galatasaray'da da uzun yıllar oynayan Rigobert Song, İngiltere'den Nick Barmby, Almanya'dan Diettmar Hamann-Carsten Jancker-Carsten Ramelow üçlüsü ile Fenerbahçe'de de kısa bir süre forma giyen Vladimir Beschatnykh turnuvanın diğer sahne oyuncularıydı.



Yeniden Arap Toprakları

FIFA, Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinden memnun kalmış olacak ki sadece 6 sene sonra bir başka zengin Arap ülkesi Katar'ı ev sahibi seçmişti. Arjantinli gençlerin damga vuracağı turnuvada en değerli oyuncu ise Brezilya'dan Caio seçilmişti. Caio'nun yanı sıra Avustralya'dan Mark Viduka, Kamerun'dan eski Ankara oyuncusu Geremi, Kosta Rika'dan Paulo Wanchope, Japonya'dan Hidetoshi Nakata ve İspanya'dan Raul Gonzalez, Fernando Morientes ve Michel Salgado cabasıydı.

10 Numaranın İkinci Doğuşu

Turnuvadaki 10 numara geleneğini ilk olarak Maradona açmıştı ki ikinci büyük 10 numara yine Arjantin'den 18 sene sonra çıkacaktı. Juan Roman Riquilme turnuvanın en değerli oyuncusu seçilememişti ama gelecek yılların habercisi olarak hareketleri sergilemekten de geri durmamıştı. Ama Malezya'da düzenlenen 1997 turnuvası gerçekten de başka bir turnuvaydı. Çünkü gelecek yılların gerçek yıldızları burada sahne almıştı: Pablo Aimar-Esteban Cambiasso-Walter Samuel (Arjantin), Jamie Carragher-Michael Owen (İngiltere), Nicolas Anelka-William Gallas-Thierry Henry-David Trezeguet (Fransa), Damien Duff (İrlanda) ve Miguel Angulo (İspanya).

Ronaldinho'ya Rağmen Avrupa

İspanya'nın turnuva tarihindeki ilk şampiyonluğunu kazandığı 1999 Nijerya, gelecek yıllarda İspanya futboluna yön verecek birçok yıldız isme de ev sahipliği yapmıştı. Brezilya'dan Ronaldinho, Paraguay'dan Roque Santa Cruz ve Mali'den Seydou Keita ve Meksika'dan Rafa Marquez bunların sadece birkaçı. Ama şampiyon İspanya'nın kadrosunda da yabana atılmayacak yıldızlar vardı. Bunlardan ikisinin Iker Casillas ve Xavi Hernandez olduğunu söylemek yeterli olacaktır. Turnuvaya damga vuracak diğer isimlerse şunlardı: Ashley Cole (İngiltere), Robbie Keane (İrlanda) ve Diego Forlan (Uruguay).

Milenyumun İlk Turnuvası

Takvimler artık 2000'li yılları işaret ediyordu ve milenyumun ilk turnuvası da organizasyonu şampiyon bitirecek Arjantin'de 2001 yılında düzenlendi. Yıldız adedi olarak sönük bir turnuva olsa da bu az ama öz isimlerden de çok büyük yıldızlar çıktı. Arjantin'den Javier Saviola, Brezilya'dan Kaka Leite, Fransa'dan Djibril Cisse ve Philippe Mexes ile Amerika Birleşik Devletleri'nden London Donovan, turnuvada adlarını duyuran isimlerdi.

Sıcak Topraklarda Kış Turnuvası

Genç oyunculara sıcak iklimlerde turnuva yaptırmayı seven FIFA bu sefer eşeğini sağlam kazığa bağlıyor ve 2003 yılındaki turnuvayı Birleşik Arap Emirlikleri'nde Kasım ve Aralık aylarını kapsayacak şekilde yapıyordu. Brezilya-Kolombiya-İspanya üçlüsünün sıralandığı turnuva sonunda ortaya çıkan yıldız adayları ise şu isimlerdi: Javier Mascherano, Pablo Zabaleta, Fernando Cavenaghi, Carlos Tevez, ülkemize forma giymiş olan ikili Marcelo Carrusca ve Franco Cangele (Arjantin), Andres Iniesta (İspanya), Nilmar ve Fernandinho (Brezilya), Freddy Guarin (Kolombiya), James Milner (İngiltere), Jean-Jacques Gosso ve
Arouna Kone (Fil Dişi Sahilleri).

Üçüncü 10 Numara

Genç oyuncu yetiştirme konusunda Ajax'la birlikte Avrupa futbolunun başını çeken Hollanda'ya taşınan turnuvada Brezilya'dan sonra yine bir Güney Amerika takımı Arjantin şampiyonluğa ulaşıyordu. Ama turnuva bitiminde Arjantin değil sadece Lionel Messi konuşuluyordu. Çünkü genç ufaklık tüm turnuva boyunca oynadıkları tüm maçları domine etmişti. Messi'nin dışında ise şu isimler manşetlere taşınmıştı: Ryan Babel ve İbrahim Afellay (Hollanda), Artem Milevsky (Ukrayna), Raul Albiol, Fernando Llorente ve Cesc Fabregas (İspanya), Fernando Gago ve Kun Agüero (Arjantin), Rene Adler (Almanya), Freddy Adu (Amerika Birleşik Devletleri), Hudo Rodellaga (Kolombiya), Rafinha (Brezilya), John Obi Mikel ve Taye Taiwo (Nijerya).

Mavi-Beyaza Devam

U20 turnuvaları şampiyonluklarında Brezilya'yı yakalamak isteyen Arjantin'in yine damga vurduğu bir turnuva oldu 2007 Kanada. Kun Agüero'nun önderliğindeki teknik çocuklar, neredeyse turnuvada kendilerine rakip tanımadılar. Başroldeki diğer yıldız adayları ise şunlardı: Veli Kavlak (Avusturya), Arturo Vidal ve Alexis Sanchez (Şili), Gerard Pique, Juan Mata, Esteban Granero veDiego Capel (İspanya), Edinson Cavani (Uruguay), Javier Hernandez (Meksika), Fabio Coentrao (Portekiz), David Luiz, Marcelo ve Alexandre Pato (Brezilya) ve Ever Banega, Mauro Zarate ve Angel di Maria (Arjantin).

Piramitlerde Futbol

U20 Dünya Kupası tarihinin belki de en afilli afişine sahip olan 2009 Mısır, ilk defa bir Afrika takımının şampiyonluğuna da sahne olacaktı. Finalde kupanın gediklisi Brezilya'yı penaltı atışları sonunda yenen Gana'dan çıkan birçok oyuncu, daha sonra Güney Afrika'da yapılan 2010 Dünya Kupası'nda da boy gösterdiler.
Bahsettiğimiz Ganalılar ve diğer yıldızlar şu isimlerin arasından çıktı: Cesar Azpilicueta, Jordi Alba ve Oriel Romeu (İspanya), Bender kardeşler, Kayserispor'da da oynayan Semih Aydilek ve Lewis Holtby (Almanya), Andre Ayew, Daniel Addo, Daniel Opare, Dominic Adiyiah (Gana), Tabare Viudez ve Abel Hernandez (Uruguay) ve Ganso (Brezilya).

Son Turnuva

Ülkemizde düzenlenecek 2013 versiyonundan önceki son turnuva, 2011'in Temmuz ve Ağustos aylarında Kolombiya'da düzenlenmişti. Brezilya'nın 8 sene sonra ilk defa şampiyonluğa ulaştığı turnuva, adet olarak bolca yıldız adayı sunamamıştı ama tüm maçlardaki heyecan, muadillerine göre daha ilerideydi.
Öne çıkan isimlerse şunlardı: Gael Kakuta, Alexandre Lacazette (Fransa), şimdilerde pek öne çıkamasa da Julio Alves (Portekiz), Kerem Bulut (Avustralya), Cristian Tello ve Sergio Canales (İspanya), Philippe Coutinho ve Henrique (Brezilya), Erik Lamela (Arjantin) ve Jack Butland (İngiltere).

BİZİM ÇOCUKLAR

Türk futbolu nasıl ki 90'lı yılların başından itibaren Avrupa'da söz sahibi bir konuma yükseldiyse U20 takımlarımızın Dünya Kupası'nda mücadele etmesi de aynı döneme rastlıyor. İlk olarak Serpil Hamdi Tüzün yönetiminde 1993 turnuvasıyla U20 dünya kupalarına giriş yaptık. Kulüp takımlarımızın ve A Milli Takım'ın daha sonraki yıllarda elde edecekleri başarılarında hem yetiştirdiği teknik direktörler hem de pişirdiği oyuncularla etkin olan Serpil Hoca, 93 turnuvasına önemli bir kadroyla katılmıştı. Evet Şenol Ustaömer'in elindeki kadar kaliteli bir kadro değildi ama yine de önemli oyuncular bu turnuvada boy göstermişti.

16-19 yaş arasındaki oyuncularla turnuvaya katılan Serpil Hoca'nın kadrosunda daha sonraki yıllarda tanıyacağımız şu isimler bulunuyordu: Fenerbahçe,
Galatasaray ve Beşiktaş formalarını giyen Emre Aşık, Türk futbolunu İspanya'da da temsil edecek olan Oktay Derelioğlu, Papin lakabına alacak kadar kaliteli bir forvet olan Mustafa Kocabey ve ligimizde çok takımın kaderini değiştirecek olan Hasan Özer. Ama U20 kupalarını konuşuyorsak 2005 yılında Şenol Ustaömer'le birlikte Hollanda'ya giden kadronun önünde saygıyla eğilmek gerekiyor. Çünkü bu kadrodaki oyuncuların çoğu ileriki yıllarda hem takımlarını şampiyon yapacak hem de Avrupa kupalarında önemli maçlar oynayacaktı. İşte o isimler: Serkan Kırıntılı, Ergün Teber, Yasin Çakmak, Burak Yılmaz, Sezer Öztürk, Kerim Zengin, Selçuk İnan, Olcan Adın, Gökhan Güleç ve Gürhan Gürsoy.

İlgili Diğer Haberler
Yorumlar

Yorumları okumak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

En çok yorumlanan haberler